Twilight Turkiye Fan Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
diadem

avatar


MesajKonu: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   Çarş. Ağus. 27, 2008 11:30 am

buda benim harry potter hikayem Very Happy ilk bölümler gerçekten kötü ama yinede okuyan olursa ve yorum yaparsa çok mutlu olucam lol!

bu hikaye 5. kitaptan sonrasını anlatmaktadır. sadece bazı büyüler ve kişiler son iki kitaptan alıntıdır Smile

Bölüm 1: Dönüş

Harry odasında oturuyordu. Sirius’u düşünüyordu. Zaten son iki haftadır başka bir şey yaptığı yoktu. Onun öldüğüne hala inanamıyordu. Ama “Gitti.” Demişti Lupin “Her şey bitti. Geri dönemez.” Harry bunu düşünmek istemiyordu ama aklında da çıkaramıyordu. Bellatrix’in lanetinin Sirius’a çarpışı… Sirius’un tülün ardına düşüşü… Ve dönemeyişi… Bir rüya gibiydi bunlar. Ya da bir kâbus. Ama gerçek değil. İnanmak istemiyordu. Çünkü buna inanınca geri dönüşü olmayan bir boşlukta hissedecekti kendini. Ve bu boşluğun onu çıldırtacağına emindi. Ama devam etmek zorunda olduğunu da biliyordu. Annesi için, babası için, Sirius için ve Voldemort’un yok ettiği onca insan için savaşmalıydı.
Harry bunları düşünürken pencereden bir tıkırtı geldi. Kafasını kaldırdı. Bir baykuştu bu. Pencereye vuruyordu gagasıyla. Harry ayağa kalktı. Pencereyi açtı ve baykuşu içre aldı. Errol’du bu. Weasleylerin baykuşu. Kuş her zamanki gibi yorgun görünmüyordu. Sanki o bile anlamıştı durumun ciddiyetini. Harry yine de kuşu Hedwig’in kafesine taşıdı. Kuş biraz su içti, Harry’ye tatlı bir ötüşle teşekkür etti ve pencereden dışarı geceye doğru uçtu.
Harry gelen mektubu açtı. Tahmin ettiği gibi Ron’dandı. Harry onu çok özlemişti. Hermione’yide öyle. Ama onları ne zaman görebileceğini bilmiyordu. Düşüncelerinde sıyrılıp elindeki mektubu okumaya başladı.

Harry,
Nasılsın? Seni çok özledik. Ama yakında görüşeceğiz. Pazar günü bir grup yoldaşlık üyesi seni buraya getirecek. .sanırım seherbazlarda olacak. Eminim çok şaşırmışsındır Pazar günü saat 13.00’da hazır olman gerekiyor. Sen buraya nasıl getireceklerini bilmiyorum. Sanırım sana bir mektup gönderecekler. Ben önden gönderdim hazırlıklı ol diye.
Neyse Pazar gün görüşürüz
Ron


Harry mektubu masasının üzerine koydu. Kovuk’a bir seherbaz sürüsüyle gitmek istemiyordu. Bakanlık koruması istemiyordu. Geçen sene bakanlığın başına açtığı dertleri düşününce oradan nefret ediyordu. Elinde parlayan yara izine baktı ve bakanlıktan daha da nefret etti: “Yalan Söylememeliyim.”
İki gün sonra gideceğine göre orada iyi görünmesi gerektiğini düşündü. Mrs. Weasley onu bu halde görürse çıldırırdı. Harry tam biraz uyumayı düşünürken aşağıdan eniştesinin onu çağıran sesini duydu. Eniştesinin bağırma sebebini merak ederek aşağıya indi. Oturma odasının kapısını açtığında gördüğü ile görmeyi beklediği arasında dağlar kadar fark vardı. Harry ağzı açık içerideki manzaraya bakıyordu. İçeride tam 20 tane seherbaz vardı. Ve onlarla beraberde Lupin, Tonks, Mody, Mr. Weasley, Mrs. Weasley, Kingsley, Bill, Hagrid ve Harry’nin tanımadığı iki kişi daha vardı. Lupin hala afallamış halde kapıda duran Harry’nin yanına geldi.
“Merhaba Harry. Nasılsın?”
“Fena değil. Ama bütün bu insanlar-”
“Seni almaya geldiler. Seherbaz dostlarımızı seçebildin sanırım. Bizi de zaten tanıyorsun. Ve bunlarda Elphias Doge ve eşi Lisa Doge” dedi Harry’nin tanımadığı iki kişiyi göstererek. Elphias Doge elini uzattı.
“Tanıştığıma memnun oldum evlat.” dedi. Harry:
“Bende efendim.” dedi ve Lupin’e döndü: “Neler oluyor? Az önce Ron’dan bir mektup aldım. Ben Pazar gün alacağınızı söylüyordu.” Lupin:
“O bir şaşırtmaydı. Voldemort mektuplarını takip ediyorsa diye. Eğer baykuşu yakaladıysa sana Pazar gün için güzel bir tuzak hazırlıyordur. Ama biz on beş dakika sonra buradan gidiyoruz. Şimdi eşyalarını topla. Gidince sana her şeyi anlatacağız.
Harry başını salladı ve yukarı çıktı. Tonks da yardıma geldi. Tıpkı geçen sene yaptığı gibi asasının bir hareketiyle Harry’nin bütün eşyalarını sandığına doldurdu. Sonra aşağı indiler. Sandığı holde bırakıp oturma odasına gittiler. Üç Dursley bir koltukta oturuyordu. Dudley inanılmaz derecede küçük görünüyordu. Harry Lupin’e:
“Ben hazırım” dedi. Lupin:
“Teyzen ve eniştenle vedalaş. On dakika sonra çıkıyoruz. Onları gelecek yaza kadar görmeyeceksin.” Harry içinden bu sürenin sonsuz olmasını dileyerek teyzesiyle eniştesine döndü.
“Hoşça kalın” dedi. Dursleylerin hiç biri konuşmadı. Lupin Harry’ye soran gözlerle baktı. Harry omuz silkmekle yetindi. Lupin:
“Hadi çıkalım artık” dedi. On seherbaz önden geçti. Arkalarında yoldaşlık üyeleriyle Harry ve en arkadan da kalan seherbazlar. Dışarıda altı tane bakanlık arabası vardı. Harry’yi üçüncü arabaya bindirdiler. Yanına Lupin, Tonks ve Kingsley bindi. Ön koltuğa ise iki seherbaz oturdu. Tüm arabalar aynı anda harekete geçti. Yirmi dakika sonra Kovuk’taydılar. Harry’nin dünyada en sevdiği ikince binaydı burası. İlki Hogwarts’tı. Harry kendini orada bulmuştu. Orada arkadaşları olmuştu ilk kez.
Harry Mrs. Weasley ile içeri girdi. Bir an saldırıya uğradığını sandı. Ron ve Hermione koşarak Harry’ye sarılmışlardı. Harry onları gördüğü için çok mutluydu. Ron:
“Abi kusura bakma. O yanıltma mektubunu zorla yazdırdılar. Ve daha önce mektup göndermemize izin vermediler.”
“Önemli değil. Şimdi anlatın neler oluyor? Fudge’ın istifa ettiğini duydum.” Lupin:
“Doğru duymuşun Tabi geçen sene yaptıklarını düşününce bu pek şaşırtıcı değil.”
“Yerine kim geçecek?”
“İşte onu biz de bilmiyoruz. Şu an banklık çok karışık. Tabi Dumbledore’un koruması altında hala. Yoksa Voldemort ele geçirmeye çalışırdı. Ama hala Dumbledore’dan korkuyor.”
“Yani şu ana bir sihir bakanı yok. Peki, ne yapmayı düşünüyorsunuz.”
“Aramızdan biri adaylığını koydu bile.” Dedi gülümseyerek. Harry heyecanla:
“Kim?” diye sordu.
“Elphias. Dumbledore’un okuldan arkadaşı. Ve şimdilik rakibi yok. Çünkü insanlar korkuyor. Kimse sorumluluk almaya cesaret edemiyor. Bir hafta sonra seçim yapılacak. Bir hafta içinde başka aday çıkmazsa Mr. Doge bakan olacak.” Ron:
“Ve o zaman da bakanlık yoldaşlığın elinde demektir. Süper.” Dedi. Tam o sırada Mrs. Weasley içeri girdi. Onlara dönerek:
“Remus yeter artık. Yemekten sonra devam edersin. Harry tatlım eşyalarını yukarı çıkardım. Yine çok zayıflamışsın. Hadi gel yemek hazırladım.” Dedi ve Harry’yi önene alarak bahçeye çıkardı. Geri kalanlarda arkalarından geldiler. Harry, Ron ve Hermione’nin arasına oturdu. Karşısında tanımadığı bir kız oturuyordu. Ron’a:
“Bu kim?” diye sordu. Ron:
“Mr. Doge’ın kızı. Elizhabeth. Çok güzel değil mi?” dedi. Harry kıza tekrar baktı. Gerçekten çok güzeldi. Sarı saçları dirseklerine kadar uzanıyordu. Mavi gözleri boncuk gibiydi. Teni bembeyazdı. Harry, kız onu incelediğini fark etmesin diye kafasını indirdi.

_________________
The truth is hiding in your eyes
And it's hanging on your tongue
Just boiling in my blood
But you think that I can't see
What kind of man that you are
If you're a man at all
Well I figure this one out on my own
I'm screaming I love you so
My thoughts you can't decode


En son diadem tarafından Cuma Eyl. 05, 2008 8:18 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gölgeharamisi

avatar


MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   C.tesi Ağus. 30, 2008 8:30 pm

didem ellerine sağlık ama bu hep 1. bölümle mi durcak Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
diadem

avatar


MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   C.tesi Ağus. 30, 2008 9:17 pm

gölgeharamisi demiş ki:
didem ellerine sağlık ama bu hep 1. bölümle mi durcak Razz

yani istersen yazdıklarımın hepsini toptan koyayım Razz okuyan yok diye koymadım

_________________
The truth is hiding in your eyes
And it's hanging on your tongue
Just boiling in my blood
But you think that I can't see
What kind of man that you are
If you're a man at all
Well I figure this one out on my own
I'm screaming I love you so
My thoughts you can't decode
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gölgeharamisi

avatar


MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   C.tesi Ağus. 30, 2008 9:18 pm

ileride bu bölümü en çok okunan bölüm haline getircem Razz neden yorum yok yaw Very Happy okuyun okutun Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Dora

avatar


MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   Cuma Eyl. 05, 2008 7:12 pm

Didem ellerine sağlık. Çok güzel ikinci bölüm nerde? Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
diadem

avatar


MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   Cuma Eyl. 05, 2008 8:17 pm

aşırı kısa yalnız bu bölüm neyse bi kaç bölüm sonra daha uzunlaşmaya başlıcak ben en iyisi şimdi iki bölüm bi arada veriyim Very Happy

Bölüm 2: Elizhabeth Doge

Harry ve Ron yemekten sonra Ron’un odasına çıktılar. Daha tek kelime edemeden kapı açıldı. Hermione’ydi gelen. Yanında da yemekteki kız vardı. İçeri girdiler. Hermione:
“Harry sen Elizabeth’le tanışmamıştın değil mi? Elizhabeth Mr. Doge’un kızı.” Kıza döndü:
“Elizhabeth bu da Harry Potter.” Dedi Elizhabeth Harry’ye:
“Tanıştığıma memnun oldum.” Dedi. Harry:
“Bende.” Dedi. Birkaç dakika sessizce oturdular. Hermione:
“Elizhabeth Durmstrang’da okuyordu. Bu yıl Hogwarts’a geçiş yaptı. Yani aynı sınıfta olacağız. Ama binası daha belli değil.” dedi. Ron:
“Emin ol Hogwarts’ı çok seveceksin. Yani en azından daha içi açıcı...” Dedi. Kız sadece güldü. Pek konuşmuyordu. Harry:
“Neden geçiş yapmak istedin?” dedi.
“Aslında ben istemedim. Bakan istifa edince Dumbledore babama bir mektup yazdı. Bakan olmak ister misin diye. Babam başta kabul etmedi. Sonra Dumbledore Bulgaristan’a geldi. Babama bunu yoldaşlık için olduğunu söyledi. Kendisinin ona kefil olacağını söyledi. Babamda kabul etti. Ve buraya taşınmamız gerekti. Babam benim güvendiği birinin gözünün önünde olmamı istedi. Dumbledore’dan beni Hogwarts’a almasını istedi. O da kabul etti. Bana sormadılar bile.” Diye bitirdi konuşmasını. Harry onun aslında Hogwarts’a gelmeyi istemediğini anladı. Ron:
“Pişman olmayacaksın emin ol. Hogwarts gerçekten en iyisidir. Her açıdan.” Dedi Elizhabeth:
“Teşekkür ederim çok iyisiniz. Ama eski okulumu şimdiden özledim. Orada çok iyi arkadaşlarım vardı. Kendimi yalnız hissediyorum.” Dedi. Gözlerimi dolmuştu. Hermione:
“Elizhabeth lütfen. Kendini yalnız hissetme. Biz senin yanındayız. Ve söz veriyorum okulda da bu böyle olacak. Hangi binaya girersen gir fark etmez. Sen bir yoldaşlık üyesinin kızısın. Seni yalnız bırakmayız emin ol.”
“Eğer babam için yanımdaysanız-“
“Hayır, ben öyle demek istemedim. Demek istediğim sen bizden birisin. Senin yalnız kalmana razı olamayız. Ayrıca çekilmez birisi değilsin. Dört gündür tanıyoruz seni ama yine de seni seviyoruz.” Elizhabeth Hermione’ye gülümsedi. Ron:
“Bizde bundan sonra ‘Süper Dörtlü’ oluruz. Nasıl isim ama.” Hermione:
“Gerçekten çok yaratıcı Ron kırk yıl düşünsek bulamazdık.” Dedi. Hepsi güldü. Hermione:
“Elizhabeth biz yatalım mı artık? Şimdi Mrs. Weasley gelse bize çok kızardı.
“Tamam, olur.” dedi. Harry’ye ve Ron’ a dönerek:
“İyi geceler. Tanıştığıma memnun oldum Harry.” Dedi. Harry:
“Bende memnun oldum. İze de iyi geceler.” dedi. Onlar çıktıktan sonra Ron:
“Nasıl kız ama? Çok güzel değil mi?”
“Evet” dedi Harry. Dalgın görünüyordu. Ron:
“Eğer âşık oldum dersen kendimi şu pencereden atarım.”
“Saçmalama. Sadece düşünüyordum.”
“Neyi?”
“Onu aramıza aldık. Ama ona güvenebilir miyiz? Henüz onu tanımıyoruz.”
“Babası Dumbledore’la on bir yaşından beri arkadaş. Öyle bir kızının Kim Olduğunu Bilirsin Sen için çalıştığını düşünmüyorsun değil mi?”
“Aileyle o kadar da alakalı değil. Mesela senin ailen iyi ama Percy bakanlığın yanında.”
“Ama yakında bakanlık biz olunca görecek kimin yanında olması gerektiğini.”
“Ron şu an konumuz Percy değil ben örnek verdim.”
“Tamam ya agresifleşme hemen. Ona biraz zaman ver onu tanıyana kadar bekle. Eğer bir açığını yakalarsan Dumbledore’a söylersin. Sonuçta o Kim Olduğunu Bilirsin Sen çalışıyorsa bundan yoldaşlığın ve en önemlisi de babasının haberi olmalı.”
“En iyisi öyle yapalım.” Dedi Harry. Ama bunu sırf Ron’u susturmak için söylemişti. Hala içinde şüphe vardı. Sebebini de bilmiyordu. Ron Harry’nin hala düşündüğünü görünce:
“Harry lütfen. Zaten o daha 15 yaşında. Kim Olduğunu Bilirsin Sen 15 yaşında birini istemez ki ölüm yiyen olarak.”
“Hayır, 15 yaşında biri onun işine yarar.”
“Harry saçmalama sen resmen Elizhabeth’in ölüm yiyen olduğunu mu düşünüyorsun?”
“Ne düşündüğümü ben de bilmiyorum.”
“Bence senin kafan karışık... Biraz uyu iyi gelir berbat görünüyorsun. Sabah konuşalım.”
“Haklısın kendimde değilim pek. Neyse iyi geceler.”
“İyi geceler.” dedi ve ışığı kapattı. Harry gözlüklerini komodine koydu. Başını yastığa koyar koymaz uyudu.



Bölüm 3: Doğum Günü

Harry’nin Kovuk’ta geçirdiği günler gerçekten çok eğlenceliydi. Her gün Ron, Hermione, Elizhabeth ve Ginny ile Quidditch oynuyorlardı. Çok geçmeden Elizhabeth’in mükemmel bir Quidditch oyuncusu olduğu anlaşıldı. Harry’nin şimdiye kadar gördüğü en iyi kovalayıcılardan biriydi. Harry onun eğer isterse bu yıl takıma girebileceğini düşünüyordu. Zaten bu yıl sıfırdan takım kurmak zorundaydılar. Alicia, Angelina, Fred ve George gitmişti. Bu da takımın 3 kişi kalması demekti.
Bu arada Harry’nin doğum günü de yaklaşmıştı. Mrs. Weasley Harry için bir şeyler yapmak istiyordu. Harry o kadar işin içinde buna zaman bulmanın zor olacağını düşünüyordu ama Mrs. Weasley Harry’ye güzel bir doğum günü hazırlamakta kararlıydı. Harry’nin doğum gününden bir gün önce Mrs. Weasley Harry’yi yanına çağırdı ve ona:
“Harry tatlım yarın için kimleri çağırmamı istersin?”
“Mrs. Weasley lütfen fazla uğraşmanıza gerek yok.”
“Sağ ol canım çok düşüncelisin ama insan hayatında bir kere 16 yaşına girer. Lupin, Tonks, Kingsley, Mody ve Hagrid’i çağırmayı düşünüyorum nasıl olur?”
“Harika olur Mrs. Weasley teşekkür ederim.” dedi ve bahçeye geri döndü. Mrs. Weasley Harry’yi çağırmadan önce çok çekişmeli bir Quidditch maçının ortasındaydılar. Harry ve Ginny Ron ve Elizhabeth’e karşı oynuyorlardı. Hermione katılmak istememişti. Quidditch’te felaket olduğunu kendi de biliyordu bu yüzden de Quidditch oynamak sinirini bozuyordu. Harry dönünce Ron:
“Annem ne istiyormuş?” dedi. Harry:
“Önemli bir şey değil sadece doğum günümle ilgili bir şeyler sordu. Devam edelim mi?” dedi. Bunun üzerine hepsi süpürgelerine döndüler. Maç Ron ve Elizhabeth’in Harry ve Ginny ezmesiyle sona erdi. Harry çok iyi bir arayıcı olabilirdi. Zaten Snitch’i o yakalamıştı ama Snitch yakalandığı sırada iki yüz sayı gerideydiler. Harry’nin şimdi Elizhabeth’in eğer isterse binasının takımına girebileceğinden hiç kuşkusu yoktu.
Akşam yemeği çok eğlenceli geçmişti. Fred ve George o gün orada kalmaya karar vermişlerdi.(Normalde dükkânlarına yakın bir yerde kalıyorlardı.) Yemekten sonra herkes yorgun ama halinden memnun bir şekilde yatmaya gitti.
***
Harry ertesi gün sabah uyandığında Ron’un yatağında olmadığını gördü. Üstünü giyinip aşağı indi. Herkes mutfaktaydı. Ciddi bir şey olmuş gibi görünüyordu. Harry mutfağa girdi sırada herkes sustu ve ona döndü. Harry:
“Herkesin nesi var? Neler oluyor?” dedi. Herkes bir süre ona baktı sonunda Lupin cevap verdi.
“Önemli bir şey değil. Ron ve diğerleri bahçede. Neden onların yanına gitmiyorsun?”
“Bir şeyler olduğu apaçık ortada ve ben bunu öğrenmeden hiçbir yere gitmeyeceğim.”
“Bunları öğrenmen için henüz erken-“
“Hiçbir şey için erken değil. Sirius’ta sizin bazı şeyleri bana anlatmamanızdan dolayı öldü.”
“Harry bunları sana bizim anlatmamız doğru değil. Şimdi burada bir toplantı yapılıyor. Lütfen bahçeye çıkar mısın?” dedi Lupin. Harry onun ses tonundan bunun rica olmadığını ve tartışmaması gerektiğini anladı. Herkese gözlerinden ateşler saçarak baktı ve sessizce bahçeye çıktı. Ron, Hermione ve Elizhabeth bahçede oturuyorlardı. Harry yanlarına gitti.
“Neler oluyor? İçeride herkesin suratı asıktı.” dedi. Hermione:
“Sabah Elizhabeth’le mutfakta otururken Lupin ve Mody geldi. Mr. Weasley’ye bir şeyler söylediler. Sonra da bizi mutfaktan kovdular. On dakika sonra Ron geldi. İki saat kadar oldu ama toplantı hala bitmedi.” Ron:
“Neyse ya er geç öğreniriz olanları. Şimdi boş verin onları. Harry abi doğum günün kutlu olsun.” dedi. Harry bunu unutmuştu. Ron’a:
“Teşekkürler. Günüm çok güzel başladı gerçekten.” dedi. Hepsi güldüler. Elizhabeth:
“Quidditch oynamaya ne dersiniz. Hem kafamız dağılır. Hermione’yle ben olurum. Siz de ikiniz olursunuz.” dedi. Ron:
“Emin misin Hermione’yle olmak istediğine?” dedi. Hermione de dâhil hepsi güldüler. Ron gidip süpürgelerini getirdi. Maça başladılar. Bir saat sonra Mrs. Weasley onları kahvaltıya çağırdığında Harry ve Ron 20 sayı farkla yeniyorlardı. Süpürgelerini yukarı çıkarıp mutfağa indiler. Mrs. Weasley:
“Kusura bakmayın çocuklar acil bir toplantı yapmamız gerekti.” dedi. Hiçbiri bir şey söylemedi. Harry diğer üçünün de aynı şeyi düşündüğüne emindi. Sessizce kahvaltılarını ettiler. Kahvaltıdan sonra yukarı çıktılar. Birkaç saat sonra ise Hagrid geldi. Hepsine kaburgalarını kıracakmış gibi sarıldıktan sonra cebinden beş tane mektup çıkardı. Hogwarts mektuplarıydı. Hepsine mektubunu verdi ve Harry’ye dönerek:
“Seninkinin içinde güzel bir doğum günü hediyesi de var.” dedi ve göz kırptı. Harry mektubu açar açmaz hediyenin ne olduğunu gördü. Parlak bir rozetti bu. Quidditch kaptanı seçilmişti. Ron Harry’nin rozetini görünce:
“İnanmıyorum ben dururken seni kim seçer. Bu konuda Malfoy’a rakip olabilirim.” dedi. Herkes güldü. Bu arada Mrs. Weasley akşam yemeği için sofraları kurmaya başlamıştı bile. Harry için çok güzel bir doğum günü pastası hazırlamıştı. Üstünde kocaman “İyi ki doğdun Harry” yazıyordu. Harry pastayı çok beğenmişti. Akşama doğru tüm konuklar gelince yemeğe geçtiler. Ron Harry’ye bir çift Quidditch eldiveni, Hermione şık bir satranç takımı, Mr. ve Mrs. Weasley güzel bir saat, Elizhabeth bir paket çikolatalı kurbağa, Fred ve George Weasley Büyücü Şakalarının son ürünlerinden oluşan bir paket ve Hagrid ise yeni bir sinsioskop almıştı. Harry’nin geçirdiği en güzel doğum günüydü bu. Gece yarısına kadar oturdular. Gece yarısı herkes yukarı yatmaya çıktı.
Harry çok güzel bir doğum günü geçirmiş olabilirdi. Ama hala aklında bir şey vardı. Bugünkü Yoldaşlık toplantısı neyle ilgiliydi? Harry’nin aklına hiçbir şey gelmiyordu. Yarın ne yapıp edip bunu öğrenmeliydi. Harry bunları düşünürken uyuyakaldı.

_________________
The truth is hiding in your eyes
And it's hanging on your tongue
Just boiling in my blood
But you think that I can't see
What kind of man that you are
If you're a man at all
Well I figure this one out on my own
I'm screaming I love you so
My thoughts you can't decode
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Harry Potter ve Gizemli Yüzük - 2. ve 3. Bölümler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» arkadaşlar css kodu eklicem css yeri nerede
» arkadaslar kapı paralımı
» Captain Tsubasa : Road to 2002 + 13 - 22 Türkçe bölümler
» Penguen Çizerleri
» BENGÜ 4 ALBÜM FULL

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilighters in Turkey :: Kültür-Sanat :: Yazı Çalışmalarımız :: Çalışmalarımız buraya!-
Buraya geçin: